OSTİM’in En Büyük Avantajı Müteşebbis Ruh

21.01.2020, 15:04'de eklendi

OSTİM Organize Sanayi Bölgesi, Halkbank çözüm ortaklığında, ekonomi ve iş dünyası portalı Turkishtime tarafından düzenlenen Ortak Akıl Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Prof. Dr. Emre Alkin’in moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda; OSTİM OSB Yönetim Kurulu ve yöneticileri, sanayiciler ve akademisyenler, Türk sanayisinin son durumunu ve KOBİ’lerin yaşadığı sorunları masaya yatırdı. Geniş kapsamlı toplantıda, OSTİM’in en büyük avantajı; müteşebbis yetiştiren bir merkez olarak gösterildi.

Prof. Dr. Emre Alkin

Moderatör

Yurdun farklı köşelerindeki OSB’lerimizde yaptığımız bu toplantılarda genellikle hep biz erkekler oluyoruz. Bu da bizi biraz eksik kılıyor, kadınların toplantıya katacağı zenginlikten yararlanamamış oluyoruz. Ama biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti, kadınla erkeğin yan yana, eşit şekilde yürüdüğü bir modernleşme projesidir. Nitekim OSTİM de bunu kanıtlıyor. OSTİM var olacak biz bunu biliyoruz ama OSTİM tabii ki teknolojinin en son olanakları ve mümkünse de 5G’nin sayesinde otomasyonu en iyi derecede kullanan bir şekilde var olacak.

Orhan Aydın

OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı

OSTİM başlığında konuştuğumuz bölgeyi diğer bölgeler gibi sadece bir OSB olarak algılamamak gerekiyor. Burada yönetici olunca bölgenin kalkınması ve gelişmesi üzerine yoğunlaştık ve bölgemizde, diğer bölgelerde olmayan birtakım yapıları, birtakım prototip modelleri uygulamaya çalıştık.

KOBİ’lere ne yapmalıyız ki bunlar rekabet güçlerini artırsın, bölgenin rekabeti artsın, diğer bölgelerden daha önde olalım, dünyayla yarışabilelim, rekabet edelim diye düşünürken karşımıza “kümelenme” olgusu çıktı.

Bulduğumuz başlıklar; savunma ve havacılık, medikal, iş ve inşaat makinalarıydı. Bunlar arasında yenilenebilir enerji yoktu ama geleceğin başlığı diye onu da biz sonradan kendimiz ekledik. Keza kauçuk teknolojileriyle ilgili bir küme de bu çalışmalardan esinlenerek oluştu. Daha sonra da Türkiye’nin sorunlarının çözümüne yönelik olarak başka yapılar da ortaya çıktı.

Ankara’nın metro ihalesi olurken müdahil olduk. Ancak önümüz tamamen kapalıydı, sözlerimizi dinleyen olmadı. Biz ısrarla buna inat ettik, “yapılabilir, olabilir, dünyada örnekleri var” dedik… Nihayetinde Ankara metrosuna yüzde 51 yerli katkı şartı koydurduk. Bu şarttan sonra da bizim raylı sistemler kümelenmesi oluşturuldu. Meğer Türkiye’de bu işle uğraşan bir sürü firma varmış, bu firmalar bir araya gelirse hafif metroyu da metroyu da hızlı treni de yapabilirmiş fakat bunların hiçbirisinden haberdar değilmişiz. Anladık ki hepimiz Anka Kuşu, Simurg’muşuz da farkında değilmişiz. Sonra bu kümeyle beraber Ulaştırma Bakanlığı ve Başbakanlıkla yapılan çalışmalar sonucunda en son 11. Kalkınma Planı’na “Uçtan uca hafif metro, metro, hızlı tren tamamen yerli ve milli olarak yapılacaktır” paragrafını yazdırdık. 

Bu olayın benzeri 5G’de de yaşandı. 4,5G ihalesi yapılırken yüzde 45 yerli şartı konulmuştu. Türkiye’deki bütün haberleşmecileri bir araya getirdik ki meğer o konuda da bir sürü Simurg varmış. Hepimiz birbirimize baktık ve dedik ki, “5G’yi biz anahtar teslimi, uçtan uca, tamamını yerli ve milli olarak yapabilir miyiz? Yapabiliriz”. Böylece haberleşme teknolojisinin içinde bulduk kendimizi. Aslında OSTİM’de haberleşmeyle ilgili çok fazla firma yok, tuttuk haberleşme teknolojileri kümelenmesini de biz kurmak ve hamilik yapmak zorunda kaldık.

Firmalarımızın dış ticaretini geliştirmek için kümeler üzerinden yoğun şekilde çaba sarf ediyoruz. Sürekli eğitim, danışmanlık ve seferberlik halindeyiz. Aynı zamanda mesleki eğitimle ilgili bölgenin ihtiyaçlarını karşılayacak çıraklık eğitimi, endüstri meslek lisesi, meslek yüksekokulu, üniversite, bütün bu bileşenleri oluşturmaya çalışıyoruz.

Kendimizi zaman zaman test ediyoruz. Dünyada bunun bir karşılığı var mı? Bununla ilgili olarak Avrupa’daki kümelerle bu kümelerimizi eşleştiriyoruz.

Uygulamalı eğitim; üzerinde firmaların en çok şikâyet ettiği konuyu çözmek için üniversitemizi oluşturduk, bu sene onu hayata geçirmeye çalışıyoruz. Oradaki hocaları da “Hocam sizin göreviniz sadece buradaki öğrenciler değil aynı zamanda OSTİM’deki bütün firmaların kapısını çalacaksın, bu firmalar yaşayacak, rekabet edecek, bütün dünyadaki firmalarla hayatta ve ayakta kalacak, yarışacak, gelişecek, büyüyecek. Endüstri 4.0’a kadar bunlar ulaşacak. Bunların hepsinden de siz sorumlusunuz.” diyoruz.

Geleceği okumak üzerinde çok duruldu. Demek ki geleceği tasarlayanlar var ki biz onu okumaya çalışıyoruz. Yani geleceği okumak demek arkadan gitmek demek. Geleceği tasarlayan kim? Mesela endüstri 4.0’ı tasarlayan kim? Ben şimdi endüstri 4.0’a karşı ne yapacağımı sürekli düşünüyorum. Endüstri 4.0’ı tasarlayan ne düşünüyor? Biz hep karşı tarafın ne yaptığının değil ne yapmamız gerektiği üzerine kafa yoruyoruz ve sürekli reaktif şeyler üzerinde çaba sarf etmek zorunda kalıyoruz.

Coşkun Gökçe

Halkbank Ankara 3. Bölge Koordinatörü

OSTİM ülkemizin göz bebeği. Bir buçuk yıldır burada görev yapıyorum. Geçmişte genel müdürlükte de görev yapmıştım ancak sahada, OSTİM’in gerçeklerini görmek, firmalarla iç içe olmak, burada neler yapıldığını yakından görmek çok daha önemli. Bunun önemini burada çalıştığım süre içerisinde çok yakından hissettim. O anlamda çok iyi işler, büyük işler yapıyorlar OSTİM’deki firmalarımız.

Sıtkı Öztuna

İkmal Teknik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan

OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

53 yıllık ikinci kuşağı olduğum bir firmam var; İkmal Tek. San. Tic. A.Ş. bugüne kadar Halk Bank ile ilişkilerimiz gayet güzel yıllardır çalışıyoruz. Arada Kredi kullanan bir firma olarak ödediğimiz faizlerle bizde Halkbank’a destek oluyoruz. Ben imalatçı değilim; sanayinin gıda marketi hırdavat, el aleti makine satışı yapıyorum, imalatım yok. Resmi kurumlar ile çalışmıyorum. Baba vasiyeti ile  sadece satışlarımı özel sektöre yapıyorum.

Mehmet Alkan

Alkan Makina Sanayi Genel Müdürü

OSTİM OSB Denetim Kurulu Üyesi

İki yıl özel sektörde çalıştıktan sonra da kendi şirketimi kurdum. O süreçte en büyük desteği Halkbank’tan aldık. Malum, sermayemiz yok, imkânımız yok, bir tane torna tezgahıyla işe başladık. Sanayici olarak bizim bankayla şöyle bir sıkıntımız var: Her yıl ipotekler yenileniyor. İpotek değerlendirmesi daha doğrusu. Ben hep devlet bankalarıyla çalışıyorum. Bankasız yapamıyoruz çünkü kredi almadan yatırım yapamıyoruz, yatırım yapmadan büyüyemiyoruz dolayısıyla da kredi bizim için şart. Olmazsa olmazlarımızdan. Üniversite - sanayi iş birliği konusuna çok önem veriyorum. Bir sanayici olarak üniversitelerle iş birliği yapmayı istiyorum.

Nihat Güçlü

Eptim Elektrik Şirket Yöneticisi

OSTİM ENERJİK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Devletten herhangi bir katkı alamıyoruz, almıyoruz da zaten. Bankalarla ancak işimizi götürebiliyoruz. Durmuyoruz; firma olarak Ar-Ge yapıyoruz, savunma sanayiine yönelik çalışıyoruz, Türkiye’de üretilmeyen bir ürünü yapmaya çalışıyoruz, TÜBİTAK’tan KOSGEB’den destek almak için uğraşıyoruz. Bir yerde tıkanıyoruz.

OSTİM durmadan büyüyor, genişliyor, nüfus da artıyor. Şu anda yaklaşık OSTİM’de yaşayan 70 bin kişi var. Bizim geldiğimiz dönemde kimse yoktu, bin kişiydik biz. Onun için ister istemez altyapıda bir sıkıntı oluşuyor. Tabii ki mutlaka bizim de yapmamız gereken birçok şeyler olduğunu düşünüyorum.

Gülnaz Karaosmanoğlu

OSTİM Vakfı Müdürü

Firma ölçeğinin Türkiye genelinde, belki de dünya genelinde yaşadığı bütün sorunları hiç istisnasız bizim firmalarımız da yaşıyor. Ayrıca bölgeye özgü olarak kendi coğrafyamızın kaderini de yaşıyoruz. OSTİM kendi siyasi coğrafyasının dışında, özellikle son 10 yılda hayata geçirdiği planlı küme çalışmalarıyla birlikte, etkileşim alanını küme coğrafyasına çıkardı. Yani kümelerin etkileşim alanına çıkardı. Evet burada fiziki olarak, kendi siyasi sınırlarımız içerisinde karşımıza çıkan sorunları yaşıyoruz ama etkileşim alanımız çok büyük. Örneğin; kamu alımlarının planlanması ile KOBİ’ler ve yerli üretimin ilişkilendirilmesinde OSTİM bu anlamda bir oyuncu, sektörlerin ve sanayi politikalarının sözcüsü haline geldi.

Gelecek okuması yapan akıllara, bilgiye ihtiyacımız var. Bunun haricinde konuştuğumuz her şey eski oyunun kuralları içinde kalıyor ama birileri başka yerde başka bir oyun kuruyor. Bambaşka bir teknoloji bu; sıradan bir teknoloji gelişimi gibi görünmüyor. Bu sanayi bölgesi sınırları içinde otomasyona geçerek, birbiriyle konuşan, kaynaklarını birlikte kullanan bir ekosistem oluşturabilirsek hem bizim, hem de Türkiye için enteresan bir durum olabilir. Bunu da bir fırsat olarak görüyorum. Ama mutlaka teknolojinin gittiği yere, özellikle de güçlü olduğumuz makine ve talaşlı imalata ilişkin bir gelecek okuması yapabilmemiz lazım.

Kemal Önder Kefoğlu

Inovasis Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı

OSTİM firmaları genellikle küçük ve orta ölçekli firmalardır. Bu bence çok güzel bir şey çünkü bütün gelişmiş ülkelerin fikir birliğine vardığı bir nokta var: Dünyada inovasyonu ve yeniliği küçük firmalar doğurur. Büyük firmalar gittikçe hantallaşır, işler orada çok uzar, yenilikler, inovasyon genellikle küçük firmalardan çıkar. Dolayısıyla bütün ülkeler küçük ve orta ölçekli firmaları korumak isterler. Bakın ABD’de bir kanun söyleyeceğim; Small Business Act. Başında, “Bizim ekonomik büyümemiz küçük şirketlerle olacaktır.”; dolayısıyla, “Hükümetin küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemesi şarttır” diyor ve böyle bir kanun çıkarıyorlar.

OSTİM’in yapısı küçük ve orta ölçekli şirketlerden oluşuyor. Hatta bir sürü ticari işletme de var diyoruz. Burası genellikle ara mal üreten bir sanayi bölgesi, nihai mallar üreten bir yer değil OSTİM. Asıl parayı kazanan da nihai malı üreten şirketler. Nihai mal üreticileri ara mal üretenleri fiyat düşürmeleri için sıkboğaz ediyor. Öyle olunca da bu ara mal üretenler ortadan kalkmak zorunda kalıyor.

Bence OSTİM’deki firmaların ihtisaslaşması lazım. Yani ihtisaslaşma ve kalitenin artırılması çok önemli. Firma çok küçük bir firma olabilir ama bir konuda ihtisas sahibiyse, o firma dünyanın her yerinde satış yapabilir.

Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahin

OSTiMTECH Uluslararası Ticaret ve Finans Bölüm Başkanı Girişimcilik ve Liderlik Merkezi Müdürü

Üniversite - sanayi iş birliği kısmında devletimizin yaklaşık 2014 yılından beri teknoloji transfer ofisleri aracılığıyla kurduğu bir sistem var. Aslında bu çalışan bir sistem ve pek çok üniversitemizde TÜBİTAK, KOSGEB programları, AB projeleri, ayrıca yatırım, patent girişimcilik gibi süreçleri bir başlık altında toplayan bir yapıya dönüştü. Biz de üniversitemizde böyle bir merkez kurduk. Aynı zamanda girişimcilik merkezimiz var. Her iki tarafla da iç içe çalışıyoruz. Bir proje ofisimiz var, sayın başkanlarımızın değindiği hususlarda biz her zaman için hazırız.

OSTİM firmalarını içine katacağımız bir etki analizi, ihracat performansı, yenilikçilik kabiliyetinin ölçülmesi gibi başlıklar altında bir çalışma yapmak istiyoruz. Sosyal girişimciliği de canlandırmak istiyoruz. Biz literatürde “Industrial University” diye geçen ve dünyada da örnekleri olan, sanayinin içinde bir yüksek öğretim kurumuyuz. Bu da zaten bizim farkımız ve iddiamız. 

Ömer Serdar Marasalı

OSTİM Vakfı Finans Koordinatörü

Finansmana ulaşmak tüm firmaların ana sorunu. Hele geçtiğimiz son iki yılda yüzde 30-35’lik finansman yüküyle, o dönemki 100 liralık krediler şimdi 170-180 lira oldu. Dolayısıyla bugünlerde faizin yüzde 12-13’e düşmüş olmasının o noktada bir önemi yok. Kartopu gibi bir dev duruyor orada. Bunun yüzde 12’lerle çevrilebilme ihtimali de oldukça zor, çünkü tıkandı. Likidite sıkıntısı var. Varlıklar düştü, giderler arttı. Böyle olunca da borçların çevirebilmek ve finansman yükünden kurtulmak zorlaştı. Tabii bu sorunun bir kısmı da firmalardan kaynaklanıyor. Mesela döviz krizi oluyor, hiç kimse kısmayı  düşünmeden, o maliyete katlanarak işine bakacağına, nasıl olsa 5-10 yılda bir gelir, o  gelene kadar devam edelim diye bakılıyor. Firmaların kendilerini koruma sıkıntısı var. Girdilerin tümüyle döviz olduğu bir ortamda dövize ihtiyaç olacağı kesin. O zaman ne yapılması gerekiyor? Banka ve finansal kurumlarla çalışıp, bunun da maliyetine katlanarak işinize gücünüze bakacaksınız.

Abdullah Çörtü

OSTİM Yatırım A.Ş. Genel Müdürü

Şirketimizin en büyük özelliği OSTİM’de sistem entegratörü misyonuyla faaliyet göstermesi. OSTİM’in aslında diğer OSB’lerden ayırıcı özelliği de bu tip şemsiye kuruluşlar. OSTİM’in katma değerini, rekabet gücünü, marka değerini artıran kuruluşlar bunlar. Bir kısmı sosyal nitelikte, bir kısmı da ortak iradeyi temsil ediyor, örneğin kümeler gibi. Bir kısmı eğitim, örneğin üniversite gibi. Tüm bu kuruluşlar OSTİM’in gücünü artırıyor.

Biz de ticari anlamda sistem entegratörüyüz. Ne yapıyoruz? Birincisi OSTİM’in değerini artıracak gayrimenkuller, iş merkezleri geliştiriyoruz ve yönetiyoruz. İkincisi OSTİM’de aktifi güçlü, pasifi zayıf olan firmalar var. Bankalar biliyorsunuz regülasyonları çok sıkı olan kuruluşlar. İsteseler de normal olarak birtakım esneklikleri gösteremiyorlar. Konusunda uzman olan ve çok iyi iş yapma kabiliyetleri bulunan firmalarla beraber proje ortaklığı kurarak, konsorsiyum kurarak büyük projeleri OSTİM’e getirmeye çalışıyoruz.

OSTİM’in en önemli özelliklerinden birisi de mikro işletmelerden oluşması. Burada derinlik yok, genişlik var. OSTİM’in en büyük avantajı bir müteşebbis inkübasyon merkezi olmasıdır. Büyük fabrikalardaki işçiler üretim bandının bir yerinde bir işlem yaparlar ama sadece onu yaparlar. OSTİM’de öyle değil. OSTİM’de daha çok sipariş usulü üretim olduğu için buradaki işçi üretim sürecinin tümüne hâkim oluyor ve zamanla, “Ben de kendi iş yerimi kurabilirim” iddiasına sahip oluyor. Bu mikro açıdan belki sakıncalı, mevcut patronu aslında bundan rahatsız oluyor ama makro açıdan bakınca ciddi bir zenginlik. Yani OSTİM sürekli müteşebbis üretiyor. Böyle bir altyapısı, böyle bir habitatı var.

Veli Murat Çelik

Extunda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

HTK Yönetim Kurulu Üyesi

Türkiye’de telekomünikasyon alanında gerçekten bilgi var, insan var, fakat ortada bir ürün yok. Hep hizmet, yani ileri teknolojinin hizmetini sağlayan kişi olmuş Türkiye maalesef. Şimdi böyle bakınca OSTİM nedir, ne yapar? Dediğim gibi biz bireysel bir yeriz ama OSTİM’e geldiğimizde şunu gördük: OSTİM örnek bir alan! Bizim sektör “Böyle bir birleştiriciye ihtiyacımız var” diye OSTİM’i iteklemedi, ilginçtir OSTİM “Ben birleştirebilirim buyurun” deyince bir sürü insan buraya geldi. OSTİM kendi kültür ve tecrübesini bizim sektöre aktarıyor.

Siz bir tank yapacaksınız diyelim, birisi size o tankın bir parçasını vermiyorsa yapamıyorsunuz tankı. Bizde de donanım bağımlıydı. Türkiye’de donanım üreticisi yok, yani ne işlemcisini ne o ileri teknoloji donanımı birleştiremiyorduk, dolayısıyla eskiden o alana giremiyorduk fakat şimdi bir 5 bin dolar veriyorsunuz, bir server alıyorsunuz, içine bir şeyler kuruyorsunuz, bir anda 50 bin dolarlık bir değeriniz oluyor.

Elektronik haberleşme sektörünün temel maddesi, ana sermayesi ve ana gider kapısı insan ve bilgi. Bizim gibi ileri teknoloji yapıyorsanız bugün oturup yarın yapamazsınız. Bunlar uzun soluklu işler ve bizim işlerde sadece üniversite mezunu olmak yetmiyor, masterlı olmak da yetmiyor, doktora seviyesinde derinlik gerektiriyor.

Akman Karakülah

Babacan Kauçuk Yönetim Kurulu Başkanı

OSTİM Kauçuk Teknolojileri Kümelenmesi Yönetim Kurulu Başkanı

Ankara’da herhalde 12-13 OSB oldu ama biz hala OSTİM 2’yi kuramadık. Başkanım çok uğraştı. Kuramayınca diğer OSB’lere dağılmaya başladık. İkinci Organize kuruldu, Anadolu kuruldu, Başkent, Hasanoğlan vs. diğerleri kuruldu. Şimdi uzay havacılık ihtisas kuruluyor ve hızlı da gidiyor, çalışmalarını yakından takip ediyorum. Eğer OSTİM 2’yi kurabilseydik, OSTİM’deki büyüyecek sanayicileri OSTİM 2’ye götürecektik ve orada yine birbirleriyle ilişkilerini sürdüreceklerdi.

Bürokrasiden yıldık. Dolayısıyla ömrümüz sanayide metalin, kauçuğun iziyle geçti, hala da geçiyor, hala uğraşıyoruz. Bu ülke bizim, bundan başka gideceğimiz bir ülkemiz yok bizim. Ömrümüzün yettiği kadar, gücümüzün yettiği kadar koşturacağız.

Eğer ödeyebileceği bir kredi alırsan büyüyorsun. Ne aldıysam bankayla aldım. İş yeri aldık bankayla aldık, fabrika kurduk bankayla kurduk. Dolayısıyla bankalar olmazsa olmaz ama tabii bankaların da dönem dönem faizlerinde değişkenlik oluyor, faizler yükselince yatırım yapamıyorsun, düşünce de kredi almak zorlaşıyor. Yani iki taraftan da sıkıntılar oluyor.

Halide Rasim

Rasim Makina Genel Müdürü

İŞİM Yönetim Kurulu Başkanı

Biz ulusal bir kümelenme olmayı, 11’inci Kalkınma Planı’nın altında ulusal makine kümelenmesine atıfta bulunulduğunu gördüğümüz zaman daha da önemsemeye başladık.

Ölçülebilir ticaret rakamlarında küme üyelerimizin geçmişe dönük ihracat rakamları elimizde mevcut. Özellikle UR-GE’ye katılan firmalarda çok net, yüzde 120’nin üzerinde bir gelişme kaydedildi. Hem ihracatta yeni pazarlar bulmada, hem de rakamların artışında.

Burada yüzde 99 KOBİ olmasının, özellikle de bu bölgede bu kadar yatay, derinliği olmayan çok sayıda işletme olmasını avantajdan çok dezavantaj olarak görmeye başlamış durumdayım. Buradaki girişimcilerin kalitesi veya piyasa gözetim ve denetimlerinin doğru yapılması, OSTİM’li sanayicilerin doğru tanımlanması, belki bir verimlilik merkezi ya da üniversitenin desteğiyle yapılacak bir değerleme merkezinin oluşturulması çok önemli. Ki biz bunun için de çalışıyoruz. Girişimcilerin bu merkezler tarafından bir sınıflandırmaya tabi olması gerektiğini düşünüyoruz. OSTİM bunu yapabilir. 

Ülkemizde devlet desteklerinin yetersiz olduğunu düşünmüyorum, doğru şekilde dağıtılmadığını düşünüyorum sadece. Siz batmak üzere olan bir firmaya 50 bin lira vererek, en fazla iki ay daha iş yapmasını ve aslında bölgeye olan borcunu artırmasını sağlarsınız. İki ay daha kalp masajı yaparsınız ama kriz büyür. 

Bir konu daha var; ihracatta birliktelik! Yani küçük küçük her birimizin tedarikçi olduğu bir işletmeye aslında hep beraber gidip ortak bir anlaşma yapmamız gerekiyor. Ortak satış ve satış sonrasını kast ediyorum. Satış sonrasını veremediğimiz bir pazarda makine satmamız bizim ihracatımızı sürdürülebilir kılmıyor.

Adem Arıcı

OSTİM OSB Bölge Müdürü

Bölge Müdürlüğü olarak Bölgedeki firmaların tüm iş ve işlemlerini tek durak ofis mantığıyla çözümleyen müşteri memnuniyeti odaklı hizmet üreten bir kurumuz. Buradaki firmalara, işlerini kolaylaştırma ve onlara destek olma noktasında hizmet veriyoruz. Müşteri memnuniyeti odaklı çalışmaya ve onlara verdiğimiz hizmetin kalitesini sürekli ölçmeye çalışıyoruz. Buna göre gerekli olan iyileştirmeleri yaparak ilerliyoruz.

OSTİM OSB artık şehrin içinde kalan bir bölge oldu. Bundan dolayı 14-15 yıl önce OSTİM’in çevresini, fiziki imkânlarını ve görüntüsünü değiştirecek bir proje çalışması başlattık. Bu proje için yaklaşık 10 yıl boyunca büyük uğraşlar verdik. Değişim ve dönüşüm çalışmalarına başlamış durumdayız. İmar barışı her ne kadar çalışmalarımıza biraz zarar verse de bu dönüşümü daha da hızlandıracağız.

Bizim hayalimiz şu: OSTİM’de, teknoloji odaklı firmaların, daha büyük üretim yapanların, katma değeri daha yüksek üretim yapanların, Ar-Ge ile üretim yapanların burada kalmasını istiyoruz. Onun dışında, yine bölgemizde sanayicilerimizin aramış oldukları nitelikli elemanları bulan ve onları buluşturan, İŞKUR’la koordineli çalışan bir OSTİM İstihdam Ofisi Merkezimiz bulunmaktadır. Bu merkezimiz, iş arayanlar ile eleman arayanları buluşturuyor ve bölgemizdeki firmaların ortak insan kaynakları departmanı gibi çalışıyor. Bunun yanı sıra yine bölgemizdeki OSTİM Teknik Üniversitemizden beklentilerimiz çok yüksek. Bu projemize çok inanıyoruz ve buradaki sanayicilerimizin nitelikli eleman ihtiyacını karşılayacağından şüphemiz yok. Fakat biz daha önceden bu OSTİM Teknik Üniversitemize model olan bir çalışma başlatmıştık. Gazi Üniversitesiyle yürütmüş olduğumuz 3 sömestr uygulamalı bir meslek yüksek okulumuz var. Ara eleman değil de aranan elemanların yetiştirildiği bir okul burası. Her yıl 500-600 mezun veriyor ve mezunların tamamı buradaki firmalarda işe yerleştiriliyor. Bu da özellikle mühendis ve usta arasındaki aranan eleman ihtiyacını karşılamasına yönelik örnek bir çalışma, diğer bölgelere taşınacak başarılı bir model olduğunu düşünüyorum.

Yaşar Özelge

Atisan Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı

OSTİM OSB Yönetim Kurulu Üyesi

1975 senesinde şirketimi kurdum, bankalarla ilk temasım da o zaman oldu. İki tane özel bankayla çalışıyorduk, bir gün Halkbank müdürü ziyaretimize geldi, “bizimle de çalışın” diye davet etti, biz de gittik. Şubeyi tanımlıyorum; bir grup orta yaşın üzerinde çalışan insanlar var, kollarında şu eski kolluklardan takılı. Orada bir memur var, o imzalıyor yetkiliye, yetkili imzalıyor şefe, şef imzalıyor müdüre… Beş tane imza var. Dedim ki müdüre, “Sayın müdürüm burada çalışılmaz ki, bu beş imza yarım saat, bir saatimizi alır ama özel bankada bunu biz çok daha hızlı yapıyoruz. Onun için siz sistemi değiştirin”. Neyse ki sistem Pamukbank’ın Halkbank’a katılımıyla değişti. Sayın Hüseyin Aydın Bey de oraya çok büyük bir ivme getirdi ve o zaman biz de çalıştık.

Ben bir kooperatifin başkan yardımcısıydım, 155 adet 1.000 metrekare büyüklüğünde imalathaneler yaptık. O süreçte Halkbank bize istihkaka dayalı 20 trilyon lira kredi verdi. O işi bitirdik, çok da güzel oldu, teşekkür ettik Halkbank’a, çünkü böyle bir işi yapabildik. İkincisi, daha eskiye göre söylüyorum, sanayide olup da Halkbank’ta işi olmayan kimse yoktur.

Ahmet Mithat Ertuğ

EMGE A.Ş. Kurucu Ortağı

OSSA Yönetim Kurulu Başkanı

OSTİM OSB Yönetim Kurulu Üyesi

55 yıllık imalatçıyım. 40 yıldır da OSTİM’deyim, bu sene 40’ıncı yılım doluyor. O zamanlar 10 firmaydık OSTİM’de. Bugün OSTİM, kurumlarıyla beraber çok büyük bir OSB oldu, iletişimden ulaşıma kadar değer kazandı.

Kümelenmemizdeki en önemli sacayaklarından biri kamu. Kamu olmazsa bunların bir kısmını yürütmemiz mümkün değil. Tabii her şeyin önünde para, finans.

Yurt dışındaki muhataplarımız karşılarında garantör firma görmek istiyor, biz de burada KOBİ’lerimizi on misli büyütmek istedik. Fakat bu amacımıza ulaşamadık. Bilhassa bu HAB bölgesindeki OSB’de. Amacımız hem TAI’nin arkasında kuvvetli bir alt yüklenicilik göstermekti, hem de KOBİ’yi on misli büyütmekti. Çünkü karşı tarafın sizi kuvvetli görmesi gerekiyordu. Bunları ısrarla anlatmaya çalıştık. Dedik ki, “On misli KOBİ deyince on misli istihdam sağlanacak, on misli istihdam da on misli katma değerdir”. Altyapı parası olarak 400 milyon liraya ihtiyaç vardı o dönem, “400 milyon lirayı iki senede katma değer vergisinden amorti edeceksiniz” dedik ama anlatamadık bunu kimseye.

Endüstri 4.0, sayısallaşma, yapay zekâ vs… Aslında bunlar Türkiye’de talebe göre zaten kullanılan teknolojiler. Endüstri 4.0 diyoruz ama hangi sektörde endüstri 4.0? Önce onu düşünmek lazım. Endüstri 4.0’ın getirecekleri ve götürecekleri nedir? Rekabette eğer çok seri bir imalatınız varsa endüstri 4.0 kaçınılmaz bir şey. Seri imalatla uğraşan, otomobilcilerden tutun beyaz eşyacılardan çıkın bunların hepsi zaten anlık, saniyelik irdeliyorlar üretim süreçlerini. Bunlar halihazırda var olan şeyler ama nedense 4-5 senedir bunlar öne çıkarıldı.

Diğer Haberler