Test

"Yaptırımı Reddediyoruz Daha Çok Üreteceğiz"

15.12.2020, 15:59'de eklendi

ABD’nin, S-400 hava savunma sistemlerini tedarik nedeniyle açıkladığı ve Türkiye’ye karşı tek taraflı yaptırımlar içeren kararı, OSTİM’de tepkiyle karşılandı. OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, “Sayın Prof. Dr. İsmail Demir ve çalışma arkadaşları ülkemizin sembolü insanlar; sonuna kadar yanlarında durmamız, peşlerinde olmamız gerekiyor. Onlar bizim sembollerimiz.” dedi. OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Ertuğ, Türk savunma sanayiinin gelişimi ve geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek, “Tam bağımsız savunma sanayii hedefi ile kritik alt sistem ve teknolojilerde dışa bağımlılıktan kurtulmak için verilecek en güzel cevap çalışmaya ve üretmeye devam etmektir.” açıklamasında bulundu.

ABD tarafından Türkiye’ye karşı alınan karara OSTİM’den tepki yükseldi. OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, kararı kınadıklarını ve reddettiklerini belirterek, “ABD’nin, Türkiye’ye karşı tek taraflı yaptırımlar içeren kararını kınıyor ve reddediyoruz. Savunma Sanayii Başkanı Sayın Prof. Dr. İsmail Demir, SSB Başkan Yardımcısı ve Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. Faruk Yiğit, SSB Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanlığından Sayın Serhat Gençoğlu ve Sayın Mustafa Alper Deniz’in yanındayız.” dedi.

Aydın, şu açıklamayı yaptı:

“ABD yeni bir şey yapmaya çalışmıyor; yapılanı küresel sistem ve ırkçı emperyalizm olarak tanımlıyorum. Dünyada bilinen tanınan ama uygulamalarıyla yüzleşmediğimiz için çokta tanımlamadığımız, hep komplo teorisi olarak anlaşıldı.

Bu yeni bir şey değil, yıllardır dinliyoruz, izliyoruz, biliyoruz ama Türkiye bununla yüzleşerek öğreniyor. Olayı yaşayarak, görerek öğreniyor. Hâlbuki bunlar bilinmedik, yazılmadık şeyler değildi. Yıllardır bunları büyüklerimden dinliyorum ve onların ne kadar haklı olduklarını şimdi test etme imkânım oluyor.

“1974’te yaşadığımıza benzer”

Türkiye’de bunun farkında olan en önemli kurumlardan bir tanesi Savunma Sanayii Başkanlığı. Olup bitenin farkında olan kurum burasıydı. Sivil tarafta da aynı şeylere muhatap olacağımız, orada da gizli bir mücadelenin olduğu, Türkiye’ye teknoloji vermede, kendi teknolojimizi üretmede, kendi yeterliliğimizi sağlama anlamında hep bilinmeyen, görünmeyen bir el buna mani olmuştur.

Biz sadece tüketici olalım, satın almacı olalım, ihtiyaçlarımızı onların ürettiklerinden temin edelim anlayışında olduk. Onların mallarını alırken ve tüketirken hep bize yardımcı oldular (!) Bizi çok sevdikleri için, bize şevkatle muamele ettiler (!) Ama ne zaman ki, ‘Bizim bunları kendimiz yapmamız lazım, sürekli size bağımlı olursa bunun sonu yok, buradan çıkış yok! Kendi kararlarımızı kendimiz vereceğiz, bağımsız hareket edeceğiz.’ dediğimiz zaman bu sefer dayak yeme bölümüne bizi soktular.

1974’te yaşadığımıza benzer bir olay. Bu, dünyanın bir gerçeği; son yaşadığımızla bizzat görerek, yaşayarak öğrendik. Kötülük gibi gözükse de; 1974’te yaşadığımız olaylar bize, Savunma Sanayii

Başkanlığı’nın kurularak, aklımızı başımıza getirerek kendi işlerimizi yapma fırsatı doğurdu. ‘Her şerden bir hayır doğar’ kabilinden; ASELSAN ve savunma sanayii şirketleri kuruldu, Ağır Sanayi  kavramı Türkiye’nin gündemine geldi. Ancak sonraki yıllarda ‘Serbest piyasa ekonomisi var, paramız varsa istediğimizi istediğimiz yerden alırız’ rüzgarı esti.

Şimdi yeniden kendi stratejik ihtiyaçlarımızı ve ürünlerimizi kimsenin bize vermeyeceğini paranın geçmediğini görüyoruz. Kendi başımıza özgür olarak bu coğrafyada hareket etmemiz gerektiği zaman da küresel sistem, ırkçı emperyalist dünya sistemi buna müsaade etmiyor.

Biz buna teslim mi olacağız hayır! Nasıl, İstiklal Savaşı’nda biz bunlara teslim olmadıysak yine teslim olmayacağız.

“Hak ve adalet eksenli ülkeler kümesi kurmamız lazım”

Etrafımızda bir dost kütlesi oluşturmamız lazım. Bunun da modeli vardı aslında. Kümelenme modeliyle şirketleri bir araya getiriyoruz, iş birliği, güç birliği, ortaklaşa rekabet yapıyoruz; birbirimize rakibiz ama iş birliği yapacağımız birçok alan var. 100, 200, 300 şirketi bir araya getirip bir sinerji oluşturuyoruz. Burada da 3, 5, 20 ülkeyi bir araya getirerek küresel sistemin haksızlıklarına, adaletsizliklerine zulmüne başkaldırabilecek bir kitle oluşturabiliriz. D-8 bunun uygulamalarından bir tanesiydi. Ama D-8’in de yeterince arkasında duramadık.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği, güzel bir kümelenmeydi. D-8 güzel bir kümelenmeydi. Sadece bunları toplantılar halinde yaptık bitirdik halen bunların kağıt üzerinde karşılığı var ama içini doldurarak bunları bizim bir küme hareketi yapmamız gerekiyor. Ülkeleri bir araya getirerek hak ve adalet eksenli bir küme kurmalıyız. Hak ve adalet kümelenmesi kurmamız lazım. Hem bireysel çabalarımızı devam ettirmeliyiz burada tabi bu işi sadece kamuya bırakmakta haksızlık olur. Sivil toplum olarak; firmalar, işletmeler, sivil toplum örgütleri topyekûn.

“Sayın Demir ve çalışma arkadaşları ülkemizin sembolleri”

Savunma Sanayii Başkanımız ve çalışma arkadaşları bu yaptırımlara bireysel işleri için maruz kalmadı. Sayın Prof. Dr. İsmail Demir ve çalışma arkadaşları ülkemizin sembolü insanlar; sonuna kadar yanlarında durmamız, peşlerinde olmamız gerekiyor. Onlar bizim sembollerimiz. Onların yanında olduğumuzu hissettirmemiz lazım. Topyekûn; bütün bir ülke olarak hiçbir ayrım ve ses çıkmadan birbirimize kilitlenip, dayanışmamızı yapıp, İstiklal Savaşı’nda verdiğimiz mücadeleyi ekonomi alanında da vererek iktisadi kalkınmada özgürlük mücadelesini yapmamız lazım.

Sonuçta hak ve adalet dediğimiz kavramlar, uzun vadede kendini öne çıkarır bunun peşini bırakmamız lazım. Şu anda Türkiye kritik bir süreç yaşıyor, bunun riskleri de var, zararları da olabilir ama bunun faydaya, fırsata dönüştürülmesi de mümkün. Biz bu tarafını kullanarak firmalarımızın içini doldurarak birçok ihtiyacımızı kendimiz yapabilecek kabiliyete eriştik. Mühim olan bunları yan yana getirip, üst üste koyup bütünü oluşturacak bir sinerjiye dönüştürerek çaba sarf etmek. Bazı alanlarda işleri, bağımsız kendimiz yapabiliyor hale geldik. Burada da Türkiye’nin çözümleri bulacağına inanıyorum.

ABD’nin, Türkiye’ye karşı tek taraflı yaptırımlar içeren kararını kınıyor ve reddediyoruz. Savunma Sanayii Başkanı Sayın Prof. Dr. İsmail Demir, SSB Başkan Yardımcısı ve Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. Faruk Yiğit, SSB Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanlığından Sayın Serhat Gençoğlu ve Deniz Şube Müdürü Sayın Mustafa Alper Deniz’in yanındayız.”

“Savunmada küresel aktör olma adımlarımızı sağlamlaştıracak”

OSSA Yönetim Kurulu Başkanı A. Mithat Ertuğ da ABD’nin yaptırım kararını kınadıklarını ve reddettiklerini söyledi.

Geçmişteki yaptırımları da hatırlatan Ertuğ şu görüşleri paylaştı:

“Ülkemize karşı uygulanan yaptırımların geçmişte olduğu gibi bugün de; T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığımız önderliğinde ülkemizin savunma sanayi alanında küresel bir aktör olma yolunda attığı adımları daha da sağlamlaştıracaktır.

Türk savunma sanayiinde millileşmeye öncülük eden ve dünyanın en prestijli savunma sanayi listesi ‘Defense News Top 100’de yer alan ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ’ın temellerinin atılmasına vesile olan ambargo ve yaptırımlar, ülkemizi kendi kara, hava ve deniz araçlarını üretebilecek konuma getirmiştir. OSSA üyeleri, bu platformların ve sistemlerin oluşturulmasında var güçleri ile çalışmış ve bugün de yine çalışmaya devam etmektedirler.

“Yaptırımlar yerlilik oranlarını artıracak”

Bugün de ülke olarak maruz bırakıldığımız bu yaptırımlar, savunma sanayiimizin yerlilik oranlarının ve kabiliyetlerinin artarak devam etmesine, yeni projeler ile yurtdışı muadillerinden daha verimli ve üstün özellikli ürünler üretebilecek yeni sanayii şirketlerinin kurulmasına öncülük edecektir.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), SSB Başkanı Prof. Dr. Sayın İsmail Demir, SSB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sayın Faruk Yiğit, SSB Deniz Şube Müdürü Mustafa Alper Deniz, SSB Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanı Serhat Gençoğlu nezdinde ülkemize uygulanan yaptırımların neticesinde, artarak devam edecek olan üretim gücümüze KOBİ’ler olarak var gücümüzle destek olacağımızı belirtmek isteriz.

Güçlü KOBİ, güçlü Türkiye anlayışı ile pandemi döneminde bile çalışmaya ve üretmeye, gerektiğinde 3 vardiya olarak devam eden KOBİ’lerimiz, savunma sanayiimizin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturdukları sinerji ve güç birliği ile her zaman olduğu gibi elini taşın altına koymaktan çekinmeyeceklerdir.

“En güzel cevap üretmeye devam etmek”

Türkiye savunma sanayiinin yapılanması, altyapısının ve kabiliyetlerinin gelişimi ve geçirdiği dönüşüm neticesinde tam bağımsız savunma sanayii hedefi ile kritik alt sistem ve teknolojilerde dışa bağımlılıktan kurtulmak için verilecek en güzel cevap çalışmaya ve üretmeye devam etmektir.

OSSA olarak, KOBİ firmalarımızın gelişimine ve kabiliyetlerinin daha ileriye taşınarak sektöre katkı sunmalarına destek olmak için tüm imkanlarımızı seferber etmeye hazırız. 

OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi Derneği (OSSA) bünyesinde yer alan 269 kuvvetli alt yüklenici üye KOBİ firmadan oluşan yapısı ile tüm zorluklara rağmen, ülkemizin savunma sanayii alanında küresel bir aktör olma hedefi doğrultusunda çalışmalarına hız kesmeden devam edecektir.

Ülkemizin bekası, devletimizin ve milletimizin birliği ile daha güçlü bir savunma sanayii için çalışmaya ve üretime yılmadan devam edeceğimizi, hiçbir kuvvetin bizleri bu yolda engelleyemeyeceğini kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.”

Diğer Haberler